Ne olduysa son 50 yılda oldu. 1950’lerde başlayan kırdan kente göç 1970’lerde aile göçüne, 1990’larda köy nüfuslarının tepe noktasına çıkarak bu tarihlerden sonra azalmasına ve sonrasında köylerin boşalmasına neden oldu. 1970’lerden itibaren köylere dış dünyanın yapı malzemesi başta olmak üzere modern araç gereci girdi. Kadim kırsal kültürümüz hızla değişmeye başladı ve bugünlere geldik. Bugün şehirde doğup büyümüş 40 yaş ve altında olanların kırsala ait bir geçmişi yok. Yaşı 60 ve üzeri olanlar karasabanı, döven üzerinde harman almayı, değirmende buğday öğütmeyi, yayıkta ayran yapmayı, kerpiçten veya ahşaptan kendi evini yapmayı az çok biliyor, hatırlıyor. Bu bilgi binlerce yıla ait olduğu için de 60 yaş üzeri vatandaşlarımız binlerce yıllık kültür birikimine sahip son temsilcilerimiz. Bunları niye anlatıyoruz? Modern araç gereçlerin hayatımıza girerek bir yandan getirdikleri kolaylık, diğer yandan götürdükleri kültürel birikim ile ne yapacağımızı ne diyeceğimizi şaşırdık da, ona dikkat çekmek istiyoruz. Bu amaçla da geçmişe ait son izleri kayıt altına almak herkesin sorumluluğunda. Son 50 yılda dönüşü olmayan bir yola girdik. Üretim kültürümüzün yerini hazır tüketim kültürü alıyor. Eski üretim yıllarımızı ve üretim tekniklerini kayıt altına alalım, belki gelecekte bunlara ihtiyaç duyulur. Her şeyi çok kolay harcıyoruz, yerine yenisini koyamıyoruz, Batı kültürü ve üretim biçimi her yanımızı sarıyor, bize ait bir şey bırakmıyor. Nasıl direneceğiz? Elbette bize ait olanları, henüz kaybolmamış değerlerimizi kayıt altına alarak, onları gelecek nesillerle buluşturarak. Lafı çok uzattığımın farkındayım. İşte bu niyetle yazdığımız bir makale, Doktora öğrencim Leman Albayrak’ın tez sahasından bir çalışma; Çoruh Vadisinde Çeltik Tarımı. Buyurun:https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1357710